Şiddet Faili Suça Sürüklenen Çocuklar Tartışması: Ceza Hukuku Perspektifinden Kamu Güvenliği ve Suç İşlemeyen Çocukların Korunması

siddet-faili-cocuklar-ceza-hukuku-mehmet-bugra-anil.jpg
siddet-faili-cocuklar-ceza-hukuku-mehmet-bugra-anil.jpg

Şiddet Faili Suça Sürüklenen Çocuklar Tartışması: Ceza Hukuku Perspektifinden Kamu Güvenliği ve Suç İşlemeyen Çocukların Korunması

Giriş: Artan Kaygı ve Hukuki Tartışmanın Çerçevesi

Son dönemde çocuklar arasında meydana gelen şiddet olayları kamuoyunda haklı bir kaygı yaratmaktadır. Okul ortamlarında yaşanan saldırılar, akran zorbalığının fiziksel şiddete dönüşmesi ve giderek daha görünür hale gelen risk davranışları yalnızca münferit adli vakalar olarak değil, toplumun güvenlik duygusunu doğrudan etkileyen gelişmeler olarak değerlendirilmelidir.

Bu tartışmalarda çoğu zaman odak noktası yalnızca failin hukuki statüsü olmaktadır. Oysa ceza hukuku perspektifinden bakıldığında mesele bundan ibaret değildir. Esas soru şudur: Suç işlemeyen çocukların güvenliği nasıl sağlanacaktır ve hukuk düzeni bu konuda hangi araçları etkin şekilde kullanmaktadır?

Ceza Hukukunun Koruma Fonksiyonu ve Kamu Güvenliği

Ceza hukukunun temel işlevlerinden biri yalnızca gerçekleşmiş bir fiile yaptırım uygulamak değil, aynı zamanda hukuki değerleri korumak ve öngörülebilir riskleri önlemektir. Çocukların güvenli bir eğitim ve sosyal ortamda bulunma hakkı bu koruma işlevinin en hassas alanlarından biridir.

Şiddet davranışının yalnızca bireysel bir olay olarak değil, diğer çocukların güvenliği bakımından doğurduğu risk açısından değerlendirilmesi gerekir. Toplumun güvenlik beklentisi bu noktada meşru ve dikkate alınması gereken bir taleptir.

Çocuk Ceza Adaletinde Denge Sorunu

Türk ceza hukukunda çocuklara ilişkin özel düzenlemeler gelişimsel farklılıkları dikkate almak amacıyla öngörülmüştür. Bununla birlikte bu düzenlemeler şiddet davranışının etkilerinin hafife alınacağı anlamına gelmez.

Hukuk düzeni bir denge kurmak zorundadır: Çocuğun bireysel durumu değerlendirilirken diğer çocukların güvenliğinin sağlanması ihmal edilemez. Bu denge hukuk devletinin en hassas sınavlarından biridir.

Devletin Koruma Yükümlülüğü ve Önleme Yaklaşımı

Devletin temel görevlerinden biri bireylerin güvenliğini sağlamaktır. Özellikle çocukların bulunduğu ortamlarda bu yükümlülük daha da yoğunlaşır. Hukuk sistemi yalnızca suç gerçekleştikten sonra değil, makul şekilde öngörülebilir risklere karşı da önleyici tedbirler almak zorundadır.

Güvenlik hakkı soyut bir kavram değil, somut olarak korunması gereken temel bir haktır.

Uygulamadan Bir Gözlem: Güvenlik Beklentisi ve Hukuka Duyulan Güven

Uygulamada görülen önemli bir gerçek, şiddet olaylarının ardından toplumda oluşan tepkinin yalnızca cezaya odaklanmadığıdır. Asıl beklenti güvenliğin sağlanmasıdır. Ebeveynlerin çocuklarını güven içinde eğitim ortamına gönderebilme beklentisi hukuk düzeninin karşılamak zorunda olduğu meşru bir taleptir.

Ceza hukukunun etkinliği yalnızca verilen hükümle değil, toplumda oluşturduğu güven duygusuyla ölçülür.

Tartışmanın Teknik ve Apolitik Zemini

Çocuklar arasında şiddet meselesi ideolojik tartışmaların konusu olmaktan ziyade teknik ve hukuki bir değerlendirme gerektirir. Toplumun güvenlik talebine cevap vermek hukuk düzeninin görevidir ve bu mesele politik değil hukuki bir çerçevede ele alınmalıdır.

Sonuç: Suç İşlemeyen Çocukların Güvenliği Öncelikli Bir Hukuki Değerdir

Şiddet faili suça sürüklenen çocuklara ilişkin tartışmaların yalnızca fail odaklı yürütülmesi eksik kalacaktır. Ceza hukuku perspektifinden bakıldığında öncelikli mesele suç işlemeyen çocukların güvenliğinin sağlanması ve riskin etkin şekilde yönetilmesidir.

Hukuk düzeni ancak bu dengeyi kurabildiği ölçüde hem bireysel hakları koruyabilir hem de toplumsal güven duygusunu güçlendirebilir. Çocukların güven içinde büyüyebileceği bir ortam sağlamak hukuk devletinin en temel sorumluluklarından biridir.

Av.Mehmet Buğra Anıl

Not

Bu değerlendirme yalnızca ceza hukuku perspektifinden teknik bir analiz niteliğindedir ve herhangi bir politik yaklaşım içermemektedir.