Soruşturma Aşamasında Susma Hakkı Nedir?
Soruşturma aşamasında susma hakkı nedir? Susma hakkının hukuki dayanakları, kapsamı, sınırları ve tutuklamaya gerekçe yapılıp yapılamayacağı bu yazıda açıklanmaktadır.
Av. Mehmet Buğra Anıl
1/28/20267 min oku


Soruşturma Aşamasında Susma Hakkı Nedir?
Soruşturma aşamasında susma hakkı, şüpheli veya sanık sıfatını taşıyan kişinin kendisine yöneltilen suç isnadı hakkında açıklama yapmama ve sessiz kalma iradesinin hukuk tarafından korunmasını ifade eder. Bu yazıda susma hakkının hukuki dayanakları, kapsamı, sınırları ve uygulamadaki önemi ele alınmaktadır.
1. Susma Hakkının Tanımı
Susma hakkı, ceza muhakemesinde şüpheli veya sanık sıfatını taşıyan kişinin, kendisine yöneltilen suç isnadı hakkında açıklama yapmama, sessiz kalma ya da beyanda bulunmayı erteleme yönündeki iradesinin, devletin soruşturma ve kovuşturma makamları tarafından saygı ile karşılanmasını ve korunmasını ifade eden temel bir savunma hakkıdır.
Bu hak, kişinin yalnızca konuşmaktan kaçınabilmesini değil; aynı zamanda kendisini suçlayacak nitelikte beyanda bulunmaya veya delil sunmaya zorlanamamasını da kapsar. Dolayısıyla susma hakkı, dar anlamda “konuşmama” serbestisinin ötesinde, kişinin kendi aleyhine muhakemeye katkı sağlamaya mecbur bırakılmamasını güvence altına alan bir anayasal ilkedir.
Ceza muhakemesinin doğası gereği, devlet suç şüphesi altında bulunan birey karşısında üstün yetkilere ve araçlara sahiptir. Susma hakkı, bu güç dengesizliği karşısında bireyi koruyan ve savunmanın özgür irade ile şekillenmesini sağlayan temel güvencelerden biridir.
2. Susma Hakkının Mevzuattaki Yeri
2.1. Anayasa Hukuku Bakımından Susma Hakkı
Susma hakkı, Türk hukukunda kaynağını doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddesinden almaktadır. Anayasa m.38/5 hükmü uyarınca:
“Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.”
Bu düzenleme ile anayasa koyucu, ceza muhakemesinde itirafa dayalı yargılama anlayışını açık biçimde reddetmiş; bireyin kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanamayacağını temel bir hak olarak güvence altına almıştır.
Anayasal düzenleme, susma hakkını yalnızca bir usul kuralı olarak değil, kişilik hakları ve insan onuru ile doğrudan bağlantılı bir özgürlük alanı olarak kabul etmektedir.
2.2. Ceza Muhakemesi Hukuku Bakımından Susma Hakkı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda susma hakkı, ifade alma ve sorgu usulüne ilişkin hükümler içerisinde açık biçimde düzenlenmiştir. CMK’nın 147. maddesinin (e) bendi, şüphelinin ifadesi alınmadan önce kendisine:
“Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu”
hususunun bildirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu düzenleme, susma hakkının yalnızca teorik bir hak olmadığını; aktif olarak şüpheliye bildirilmesi ve kullandırılması gereken bir savunma güvencesi olduğunu ortaya koymaktadır. Şüpheli, bu hakkı kullanıp kullanmama konusunda tamamen serbesttir ve bu tercihi nedeniyle aleyhine bir sonuçla karşılaşamaz.
3. Susma Hakkının Hukuki Niteliği
Susma hakkı;
Şüpheliye yüklenen suç bakımından ispat yükünün devlette olduğunu,
Bireyin kendisini savunmaya zorlanamayacağını,
Ceza muhakemesinin itiraf değil delil temelli yürütülmesi gerektiğini
kabul eden çağdaş ceza muhakemesi anlayışının doğal sonucudur.
Bu yönüyle susma hakkı:
Bir ayrıcalık değil,
Bir lütuf değil,
Anayasal bir savunma güvencesidir.
4. Susma Hakkının Dayandığı Temel İlkeler
Susma hakkı, ceza muhakemesi hukukunda tek başına ele alınan izole bir hak değildir. Aksine, birbiriyle sıkı şekilde bağlantılı birden fazla temel ilkenin kesişim noktasında yer alır. Bu ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, susma hakkının neden vazgeçilmez olduğu daha net anlaşılmaktadır.
4.1. Nemo Tenetur İlkesi (Kendini Suçlamaya Zorlanamama)
Susma hakkının teorik temelini oluşturan en önemli ilke “nemo tenetur se ipsum accusare” ilkesidir. Bu ilke, hiç kimsenin kendini suçlayacak beyanda bulunmaya veya delil sunmaya zorlanamayacağını ifade eder.
Nemo tenetur ilkesi uyarınca;
Şüpheli, kendi aleyhine delil üretmeye mecbur değildir
Devlet, ispat yükünü şüphelinin üzerine aktaramaz
Susma, suçluluğun dolaylı kabulü olarak yorumlanamaz
Bu ilke, susma hakkını yalnızca “konuşmama” serbestisi olmaktan çıkararak aktif bir savunma güvencesi haline getirir.
4.2. Masumiyet Karinesi ile İlişkisi
Susma hakkının ayrılmaz bir parçası olduğu bir diğer temel ilke masumiyet karinesidir. Anayasa m.38/4 hükmüne göre:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”
Masumiyet karinesi gereğince;
Şüpheli, suçsuzluğunu ispat etmek zorunda değildir
Susması, suçluluğuna karine teşkil etmez
Soruşturma makamları, şüphelinin susmasını aleyhe yorumlayamaz
Bu nedenle susma hakkı, masumiyet karinesinin uygulamadaki en somut yansımalarından biridir.
4.3. Adil Yargılanma Hakkı ile Bağlantısı
Susma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının asli unsurlarından biridir. Her ne kadar Sözleşme metninde susma hakkı açıkça düzenlenmemiş olsa da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla bu hak zımnen ama güçlü biçimde tanınmıştır.
Adil yargılanma hakkı bakımından;
Şüphelinin baskı altında ifade vermesi kabul edilemez
İfade özgür iradeye dayanmalıdır
Devletin delil toplama gücü, bireyin iradesini ezmemelidir
Bu çerçevede susma hakkı, adil yargılamanın koruyucu kalkanı niteliğindedir.
5. Soruşturma Aşamasında Susma Hakkının Kullanımı
5.1. Susma Hakkı Ne Zaman Kullanılabilir?
Susma hakkının kullanımı bakımından kanunda belirli bir zaman sınırlaması öngörülmemiştir. Şüpheli;
Kollukta ifade alınırken
Cumhuriyet savcılığı önünde
Sulh ceza hâkimliğinde sorgu sırasında
susma hakkını her aşamada kullanabilir.
Şüpheli, ifade alma sürecinin başında susma hakkını kullanabileceği gibi, ifade devam ederken de bu yönde irade açıklamasında bulunabilir.
5.2. Kısmi Susma Hakkı Mümkün Müdür?
Evet. Susma hakkı bölünebilir niteliktedir. Şüpheli;
Bazı sorulara cevap verebilir
Bazı sorular bakımından “susma hakkını kullanıyorum” diyebilir
Ceza muhakemesi hukuku, şüpheliyi “ya tamamen konuş ya tamamen sus” ikilemine zorlamaz. Ancak uygulamada, özellikle soruşturmanın erken aşamalarında kısmi ifade dahi ciddi riskler barındırabileceğinden, bu tercihin müdafi ile birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
6. Susma Hakkının İhlali ve Hukuki Sonuçları
6.1. Aydınlatma Yükümlülüğünün İhlali
Şüpheliye susma hakkı açık, anlaşılır ve eksiksiz biçimde bildirilmeden alınan ifade, hukuken sakatlanmıştır. CMK m.147 hükmü uyarınca bu bildirim yapılmadan alınan beyanlar;
Hukuka aykırı delil niteliği taşır
Hükme esas alınamaz
Savunma hakkının ihlali sonucunu doğurur
Önemle belirtmek gerekir ki, şüphelinin rızası dahi bu hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz.
6.2. Baskı, Zorlama ve Dolaylı İhlaller
Susma hakkı yalnızca fiziksel zorlamayla değil; uygulamada sıklıkla görülen şu yollarla da ihlal edilebilir:
“Susarsan tutuklanırsın” yönlü telkinler
İfadenin aceleyle alınması
Müdafi gelmeden başlanması
İfade tutanağının şüpheliye okutulmaması
Bu tür dolaylı ihlaller, görünürde “ifade alınmış” olsa bile beyan özgürlüğünü ortadan kaldırır.
7. Susma Hakkının Sınırları
Susma hakkı, güçlü bir anayasal güvence olmakla birlikte mutlak değildir. Ceza muhakemesinin işleyişi gereği belirli sınırlar içerisinde kullanılır.
7.1. Kimlik Bilgileri Bakımından Sınır
Şüpheli;
Kimliğini doğru beyan etmek
Kimliğine ilişkin sorulara cevap vermek
zorundadır. Kimlik bilgileri bakımından susma hakkı kullanılamaz. Bu sınır, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi ve iddianamenin düzenlenebilmesi açısından zorunludur.
7.2. İradeden Bağımsız Deliller Bakımından Sınır
Susma hakkı;
Kan
Nefes
İdrar
DNA örnekleri
gibi şüphelinin iradesinden bağımsız nitelikteki maddi delillerin elde edilmesini kapsamaz. Ancak bu işlemler de kanuni şartlara, ölçülülük ilkesine ve usule uygun olmak zorundadır.
8. Uygulamada Susma Hakkının Stratejik Önemi
Soruşturma aşamasında susma hakkı, çoğu zaman şüpheli açısından geri dönülmesi mümkün olmayan hataların önüne geçen bir savunma aracıdır.
Özellikle;
Dosya içeriği bilinmeden
Deliller toplanmadan
Olayın hukuki vasfı netleşmeden
verilen ifadeler, ilerleyen aşamalarda çelişki, tutarsızlık ve aleyhe değerlendirme sebebi olabilir.
Bu nedenle susma hakkı;
Kaçış değil
Oyalama değil
Bilinçli bir savunma tercihidir
9. Sonuç: Susma Hakkı Bir Lüks Değil, Temel Güvencedir
Susma hakkı;
Şüphelinin zayıflığı değil, hukuk devletinin gücüdür
Ceza muhakemesinin insani yüzünü temsil eder
Adil yargılanmanın vazgeçilmez unsurudur
Soruşturma aşamasında susma hakkının doğru kullanımı, çoğu zaman dosyanın kaderini belirler. Bu nedenle susma hakkı, müdafi rehberliğinde ve dosya özelinde değerlendirilmelidir.
Uygulamada Sıkça Sorulan Sorular
Susma Hakkı Tutuklamaya Gerekçe Yapılabilir mi?
Hayır. Susma hakkının kullanılması, tek başına tutuklama gerekçesi oluşturmaz. Tutuklama ancak CMK m.100 kapsamında, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve tutuklama nedenlerinin varlığı halinde mümkündür. Şüphelinin susma hakkını kullanması, masumiyet karinesi gereği aleyhine yorumlanamaz.
Susma hakkı kullanılmazsa ne olur?
Şüpheli aleyhine yorumlanabilecek beyanlar dosyaya girer ve sonradan geri alınması çoğu zaman mümkün olmaz.
Avukat olmadan ifade verilirse?
Hayır. Ancak avukatsız verilen ifade, hak ihlali varsa ileride tartışmaya açılabilir.
Sonradan susma hakkı kullanılabilir mi?
Evet. Kişi her aşamada susma hakkını kullanabilir; önce konuşmuş olması bu hakkı ortadan kaldırmaz.
Bu yazı, soruşturma aşamasında susma hakkına ilişkin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri her dosyada farklılık gösterebileceğinden, susma hakkının kullanımı mutlaka müdafi rehberliğinde ve dosya özelinde değerlendirilmelidir.
Av. Mehmet Buğra Anıl
Anıl Hukuk & Danışmanlık – İstanbul
Anıl Hukuk & Danışmanlık
Av. Mehmet Buğra Anıl
📞 0537 680 01 11
✉️ anilmehmetbugra@gmail.com
İstanbul'da faaliyet gösteren hukuk büromuz, bireysel ve kurumsal müvekkillere hizmet sunar.
© 2025 Anıl Hukuk & Danışmanlık – Tüm Hakları Saklıdır.
Bu web sitesindeki bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Özel durumlarınız için bir avukata danışmanız önerilir.
