Uyuşturucu Madde Miktarı Suçun Niteliğini Belirler mi? (TCK 191–188 Ayrımı)

“Uyuşturucu madde miktarının suç vasfına etkisini simgeleyen sade hukuk temalı görsel – Av. Mehmet B
“Uyuşturucu madde miktarının suç vasfına etkisini simgeleyen sade hukuk temalı görsel – Av. Mehmet B

Uyuşturucu Madde Miktarı Suçun Niteliğini Belirler mi? (TCK 191–188 Ayrımı)

GİRİŞ

Uyuşturucu madde suçlarında en sık sorulan ve en çok yanlış anlaşılan meselelerden biri, ele geçirilen maddenin miktarının suçun türünü belirleyip belirlemediğidir. Uygulamada, “kaç gram olursa ticaret olur? Bu miktar kullanım sayılır mı?” gibi sorular, soruşturmanın henüz ilk aşamasında hem şüpheliler hem de yakınları tarafından yoğun biçimde sorulmaktadır.

Bu soruların bu kadar yaygın olmasının temel nedeni, uygulamada uyuşturucu madde miktarının çoğu zaman tek başına belirleyiciymiş gibi ele alınmasıdır. Oysa Türk Ceza Kanunu’nda, uyuşturucu madde kullanmak için bulundurma (TCK m.191) ile uyuşturucu madde ticareti (TCK m.188) arasındaki ayrım, yalnızca miktara indirgenebilecek kadar basit değildir. Miktar önemli bir unsur olmakla birlikte, suç vasfını tek başına belirleyen ölçüt değildir.

TCK 191 ile TCK 188 arasındaki temel ayrımı ayrıntılı olarak incelediğimiz yazımızda da belirtildiği üzere, miktar tek başına belirleyici değildir.

Bu yazıda, uyuşturucu madde miktarının TCK 191 ile TCK 188 ayrımındaki gerçek rolü, uygulamada neden olduğundan daha belirleyiciymiş gibi algılandığı ve bu yaklaşımın ne gibi sonuçlar doğurduğu, sade ve uygulamaya dönük bir çerçevede ele alınacaktır.

Uyuşturucu Madde Miktarı Suçun Türünü Tek Başına Belirler mi?

Kısa ve net cevap şudur: Hayır.
Uyuşturucu maddenin miktarı, suçun TCK 191 mi yoksa TCK 188 kapsamında mı değerlendirileceğini tek başına belirlemez.

Türk Ceza Kanunu’nda, uyuşturucu madde ticareti suçunun varlığı için aranan temel unsur ticaret kastıdır. Ticaret kastı ise yalnızca ele geçirilen maddenin gramajından ibaret değildir. Miktar, bu kastın varlığına ilişkin bir emare olabilir; ancak tek başına ve otomatik biçimde ticaret suçuna götürmez.

Uygulamada sıkça karşılaşılan “şu miktarın üzeri ticarettir” şeklindeki yaklaşımlar, kanunda açık bir karşılığa sahip değildir. Kanun koyucu, kişisel kullanım miktarına ilişkin kesin ve sayısal bir sınır öngörmemiştir. Bu nedenle her dosya, kendi somut koşulları içinde değerlendirilmek zorundadır.

Buna rağmen, özellikle soruşturmanın ilk aşamasında, ele geçirilen maddenin miktarına aşırı anlam yüklenmesi; kullanım fiiline yakın vakıaların dahi ticaret kapsamında değerlendirilmesine yol açabilmektedir. Bu yaklaşım, suç vasfının hatalı belirlenmesi riskini beraberinde getirdiği gibi, tutuklama gibi ağır koruma tedbirlerinin de kolaylıkla gündeme gelmesine neden olabilmektedir.

TCK 191 ile TCK 188 Arasındaki Temel Fark Nedir?

TCK m.191 ile TCK m.188 arasındaki ayrım, yalnızca uygulanacak ceza miktarına ilişkin değildir; tamamen farklı bir yargılama rejimini ifade eder.

TCK m.191 kapsamında kalan fiiller, esasen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaya ilişkindir. Bu suç tipi bakımından kanun koyucu, cezalandırmadan ziyade tedavi ve denetimli serbestlik odaklı bir sistem benimsemiştir. Yargılama süreci daha hafif bir ceza tehdidi altında yürütülür ve kişinin topluma kazandırılması hedeflenir.

Buna karşılık TCK m.188, uyuşturucu madde ticareti suçunu düzenler. Bu suç bakımından ağır ceza mahkemeleri görevlidir ve alt sınırı yüksek, uzun süreli hapis cezası öngören bir yaptırım rejimi söz konusudur. Ayrıca, uygulamada TCK m.188 kapsamında yürütülen soruşturmalarda tutuklama tedbirine daha sık başvurulduğu da bilinmektedir.

Bu nedenle, uyuşturucu madde miktarına dayanarak yapılan hatalı bir suç vasıflandırması, yalnızca ceza miktarını değil; kişinin maruz kalacağı yargılama biçimini, tutukluluk riskini ve psikolojik baskıyı da kökten değiştirmektedir. İşte bu noktada, miktarın tek başına belirleyici kabul edilmesi, ceza muhakemesi bakımından ciddi sonuçlar doğurmaktadır.

Uygulamada Miktar Neden Bu Kadar Belirleyici Gibi Görünüyor?

Uygulamada uyuşturucu madde miktarının, suçun türünü belirleyen asıl unsurmuş gibi ele alınmasının temel nedeni, soruşturmanın ilk aşamasında karar vericilerin en hızlı ve somut veriye dayanma ihtiyacıdır. Kolluk ve savcılık makamları açısından miktar, ilk bakışta ölçülebilir, sayısallaştırılabilir ve dosyaya kolayca yansıtılabilir bir unsurdur. Bu nedenle, dosyanın henüz detaylı biçimde incelenmediği aşamalarda miktar, fiilen merkezî bir rol üstlenmektedir.

Özellikle yakalama, arama ve el koyma işlemlerinin hemen ardından düzenlenen tutanaklarda, ele geçirilen uyuşturucu maddenin gramajı çoğu zaman dosyanın en belirgin unsuru hâline gelmektedir. Ticaret kastına ilişkin diğer göstergeler henüz araştırılmamışken veya yeterince somutlaştırılmamışken, miktar üzerinden yapılan değerlendirmeler, suç vasfının erken aşamada TCK m.188 yönünde şekillenmesine yol açabilmektedir.

Bu durumun bir diğer nedeni de, uyuşturucu madde ticareti suçunun katalog suç niteliğidir. TCK m.188 kapsamında yürütülen soruşturmalarda, öngörülen cezanın ağırlığı ve katalog suç rejimi, tutuklama tedbirinin daha kolay gündeme gelmesine neden olmaktadır. Uygulamada, yüksek miktarda uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi, çoğu zaman “kuvvetli suç şüphesi”nin varlığına doğrudan dayanak yapılmakta; bu da miktarın fiilen tutuklama gerekçesi hâline gelmesine yol açmaktadır.

Bununla birlikte, miktarın bu derece ön plana çıkarılmasının önemli bir sonucu vardır: ticaret kastına ilişkin diğer unsurlar ikinci plana itilmektedir. Oysa suçun TCK m.188 kapsamında değerlendirilebilmesi için yalnızca maddenin miktarı değil; ele geçiriliş biçimi, paketleme şekli, maddi kazanç ilişkisi, iletişim trafiği ve süreklilik gibi unsurların birlikte ve somut biçimde değerlendirilmesi gerekir. Miktarın tek başına belirleyici kabul edilmesi, bu bütüncül değerlendirme yükümlülüğünü fiilen zayıflatmaktadır.

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer durum da, “yüksek miktar = ticaret” şeklindeki genel kabullerin dosyalara yansımasıdır. Bu kabuller, kanuni bir düzenlemeye değil; yerleşmiş uygulama alışkanlıklarına dayanmaktadır. Ne var ki bu yaklaşım, kişisel kullanım sınırına yakın fiillerin dahi ticaret kapsamında değerlendirilmesine ve suç vasfının genişlemesine neden olabilmektedir. Böylece, henüz ticaret kastı somut delillerle ortaya konulmamış bir dosya, ağır ceza rejimi içine çekilebilmektedir.

Sonuç olarak, uyuşturucu madde miktarının uygulamada olduğundan daha belirleyiciymiş gibi görünmesi, kanuni bir zorunluluktan ziyade pratik kolaylıklar ve erken aşama refleksleri ile ilgilidir. Ancak bu reflekslerin, suç vasfının doğru belirlenmesi bakımından ciddi riskler barındırdığı açıktır. Miktarın merkezde tutulduğu bu yaklaşım, çoğu zaman dosyanın ilerleyen aşamalarında yapılması gereken ayrıntılı değerlendirmelerin, daha baştan göz ardı edilmesine yol açabilmektedir.

Yargıtay Uyuşturucu Madde Miktarı Konusunda Kesin Bir Sınır Koyuyor mu?

Uyuşturucu madde miktarının suçun türünü belirleyip belirlemediği konusunda en çok merak edilen hususlardan biri, Yargıtay’ın bu konuda kesin bir sınır koyup koymadığıdır. Uygulamada sıklıkla dile getirilen “şu gramın üzeri ticarettir” şeklindeki yaklaşımların, Yargıtay kararlarında açık bir karşılığı bulunmamaktadır.

Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre, uyuşturucu madde miktarı tek başına belirleyici değildir. Miktar, ticaret kastının varlığına ilişkin değerlendirmede dikkate alınabilecek unsurlardan biri olmakla birlikte, suç vasfının belirlenmesi bakımından otomatik bir eşik olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle Yargıtay kararlarında, kişisel kullanım miktarına ilişkin kesin ve sayısal bir sınırdan söz edilmemektedir.

Bunun yerine, her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ele geçirilen maddenin miktarı ile birlikte; ele geçiriliş biçimi, paketleme durumu, sanığın beyanları, iletişim içerikleri ve maddi kazanç ilişkisi gibi unsurların birlikte ele alınması gerektiği ifade edilmektedir. Özellikle WhatsApp yazışmaları gibi dijital mesajlaşma içerikleri, ticaret kastının değerlendirilmesinde uygulamada sıkça gündeme gelmektedir.

Bu kapsamda HTS kayıtları ve baz istasyonu verileri de, miktar unsuruyla birlikte değerlendirilmesi gereken teknik deliller arasında yer almaktadır.

Yargıtay, bu unsurlar ortaya konulmadan yalnızca miktara dayanılarak ticaret suçuna hükmedilmesini, isabetli bir değerlendirme olarak görmemektedir.

Bu yaklaşım, uygulamada karşılaşılan belirsizliğin temel nedenlerinden birini de açıklamaktadır. Kesin bir miktar sınırının bulunmaması, dosyaların büyük ölçüde yorum yoluyla değerlendirilmesine yol açmakta; bu da bazı vakalarda kullanım fiiline yakın davranışların dahi ticaret kapsamında ele alınabilmesine neden olmaktadır. Bu belirsizliğin ceza politikası ve uygulama üzerindeki etkileri, TCK m.191 ile TCK m.188 ayrımının neden çoğu dosyada tartışmalı hâle geldiğini göstermektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Kaç gram uyuşturucu madde ticaret sayılır?


Türk Ceza Kanunu’nda uyuşturucu madde ticareti için belirlenmiş kesin bir gram sınırı bulunmamaktadır. Miktar tek başına belirleyici değildir; dosyanın bütününe bakılır.

2. Sadece miktara bakılarak TCK 188 uygulanabilir mi?


Hayır. Yargıtay uygulamasına göre, yalnızca miktara dayanılarak ticaret suçunun kabul edilmesi isabetli değildir. Ticaret kastını gösteren başka somut delillerin bulunması gerekir.

3. İlk kez yakalanan biri uyuşturucu ticaretinden yargılanır mı?


Şartlara bağlıdır. İlk kez yakalanmak tek başına ticaret suçunu dışlamaz; ancak suç vasfı belirlenirken bu husus mutlaka değerlendirilmelidir.

4. Yüksek miktar ele geçirilmesi otomatik olarak tutuklama sebebi midir?


Hayır. Yüksek miktar, tutuklama için tek başına yeterli değildir. Tutuklama kararı, somut olayın koşullarına göre ölçülülük ilkesine uygun olarak verilmelidir.

5. Bu tür dosyalarda avukatın erken aşamada rolü neden önemlidir?


Çünkü suç vasfı ve tutuklama değerlendirmesi çoğu zaman soruşturmanın ilk aşamasında şekillenir. Bu aşamada yapılacak hukuki müdahale, dosyanın seyrini doğrudan etkileyebilir.

6. WhatsApp mesajları uyuşturucu ticareti için yeterli delil midir?

Kısa cevap:

Hayır. WhatsApp yazışmaları tek başına ticaret suçunu ispatlamaz; içerik, bağlam ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir..

Bu yazıda yer alan değerlendirmeler, uyuşturucu madde suçlarına ilişkin genel hukuki çerçeve ve uygulama pratiği hakkında bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, burada yer verilen açıklamalar hukuki danışmanlık niteliği taşımamakta olup, dosya bazında farklı sonuçlar doğabilir. Bu nedenle, uyuşturucu madde suçlarına ilişkin somut bir durumla karşılaşılması hâlinde, dosya içeriği değerlendirilerek uzman bir ceza hukuku avukatından hukuki destek alınması önem arz eder.

Av. Mehmet Buğra Anıl
İstanbul Barosu