Uyuşturucu Madde Suçlarında Kolluk Tutanaklarının Suç Vasfına Etkisi

Blog gönderi açıUyuşturucu madde suçlarında TCK 191 ve TCK 188 ayrımı çoğu zaman kolluk tarafından düzenlenen ilk tutanaklarda fiilen belirlenmektedir. Bu yazıda, yakalama ve arama tutanaklarının suç vasfına etkisi ile uygulamada karşılaşılan hatalar ceza hukuku perspektifinden ele alınmaktadır.

Av. Mehmet Buğra Anıl

1/31/20264 min oku

Uyuşturucu Madde Suçlarında Kolluk Tutanaklarının Suç Vasfına Etkisi

Giriş

Uyuşturucu madde suçlarında TCK 191 ile TCK 188 arasındaki ayrım, teorik bir nitelendirme meselesi olmaktan ziyade, uygulamada çoğu zaman soruşturmanın ilk aşamasında fiilen belirlenmektedir. Özellikle kolluk tarafından düzenlenen ilk yakalama, arama ve el koyma tutanakları, henüz kriminal inceleme yapılmadan, suç vasfının hangi yönde şekilleneceğini belirleyen temel metinler hâline gelmektedir. Bu aşamada kullanılan dil, yapılan miktar tespiti ve olayın sunuluş biçimi; ilerleyen süreçte savcılık değerlendirmesini ve katalog suçlardan biri olan TCK 188’in hatalı şekilde uygulanmasına bağlı olarak haksız tutuklama tedbirlerine dahi yol açabilecek sonuçlar doğurabilmektedir.

Suç Vasfının Fiilen İlk Tutanakta Belirlenmesi

Uygulamada uyuşturucu madde suçlarına ilişkin soruşturmalarda suç vasfının belirlenmesi, çoğu dosyada savcılık makamının kapsamlı bir delil değerlendirmesinden ziyade, kolluk tarafından düzenlenen ilk tutanaklarda yer alan tespitler üzerinden şekillenmektedir. Soruşturmanın bu erken aşamasında savcılığın, olayın oluş şekline ve maddi olgulara doğrudan temas imkânı bulunmadığından, dosyaya yansıyan ilk anlatı büyük ölçüde kolluk tutanaklarıyla sınırlı kalmaktadır.

Henüz kriminal inceleme yapılmadan ve uyuşturucu maddenin niteliği ile net miktarı kesinlik kazanmamışken yapılan bu ön nitelendirmelerin, soruşturmanın ilerleyen safhalarında telafisi güç sonuçlar doğurabildiği görülmektedir. Bu durum, savcılık makamının takdir yetkisinden ziyade, ilk aşamada dosyaya giren bilgilerin niteliği ve yeterliliği ile ilgilidir. Kolluk tutanaklarında yer alan varsayımsal veya teknik kesinlikten uzak ifadeler, soruşturmanın tüm seyrini etkileyebilecek bir başlangıç noktası oluşturmaktadır.

Daralı Ağırlık – Net Miktar Ayrımı ve Kişisel Kullanım Değerlendirmesi

Uyuşturucu madde suçlarında suç vasfının belirlenmesinde en tartışmalı hususlardan biri, kişisel kullanım miktarının mevzuatta ve içtihatlarda kesin bir sınırla belirlenmemiş olmasıdır. Bu belirsizlik, soruşturmanın erken aşamalarında ele geçirilen maddenin salt ağırlığı üzerinden yapılan değerlendirmelerin yanıltıcı sonuçlar doğurmasına yol açabilmektedir.

Uygulamada kolluk tarafından tutanaklara çoğunlukla “daralı ağırlık” şeklinde geçirilen miktar, henüz uyuşturucu etkisi bulunan net madde miktarını yansıtmamaktadır. Özellikle esrar maddesi bakımından, kriminal raporlarda yer alan “THC ihtiva eden bitki parçaları” tespiti; ele geçirilen materyalin tamamının uyuşturucu etkisi doğuran kısımlardan oluşmadığını ortaya koymaktadır. Yapılan bilimsel analizler sonucunda, bitkinin sap, dal ve tohum gibi kısımlarının ayrıştırılmasıyla fiilen uyuşturucu etkisi bulunan kısmın toplam ağırlığının üçte bire, hatta bazı dosyalarda beşte bire kadar düştüğü görülmektedir.

Bu durum, ele geçirilen maddenin bir kişinin uzun süreli kişisel kullanımına yönelik olarak temin edilmiş olabileceği ihtimalinin, yalnızca ilk tutanaktaki daralı ağırlık esas alınarak dışlanamayacağını açıkça göstermektedir.

Yan Delillerin Yokluğunda Suç Vasfı Değerlendirmesi

Uyuşturucu madde suçlarında suç vasfının belirlenmesinde, ele geçirilen maddenin miktarı kadar yan delillerin varlığı veya yokluğu da belirleyici rol oynamaktadır. Satışa hazır paketleme, hassas terazi, yüklü miktarda para, alıcı–satıcı ilişkisini ortaya koyan iletişim kayıtları gibi ticarete işaret eden delillerin bulunmadığı dosyalarda; suç vasfının salt miktar üzerinden TCK 188 kapsamında belirlenmesi, sağlıklı bir değerlendirme zemini oluşturmamaktadır.

Özellikle tek parça hâlinde ele geçirilen, satışa özgü şekilde paketlenmemiş ve ticari dolaşıma işaret eden başka herhangi bir bulguyla desteklenmeyen uyuşturucu maddeler bakımından; kişisel kullanım ihtimalinin ciddi biçimde dikkate alınması gerekmektedir. Yan delillerle desteklenmeyen bir dosyada, suç vasfının yalnızca miktar üzerinden TCK 188 yönünde belirlenmesi, varsayıma dayalı bir nitelendirme riskini beraberinde getirmektedir.

Uygulamaya Yönelik Genel Değerlendirme ve Öneriler

Uyuşturucu madde suçlarına ilişkin soruşturmalarda, suç vasfının ve buna bağlı olarak uygulanacak tutuklama tedbirlerinin, çoğu zaman kolluk tarafından düzenlenen ilk tutanaklarda yer alan ifadeler üzerinden şekillendiği görülmektedir. Bu durum, özellikle muğlak, varsayımsal veya teknik kesinlikten uzak ifadelerin, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında tutuklama kararlarından ara kararlara kadar uzanan sonuçlar doğurabilmesi bakımından ciddi bir risk alanı oluşturmaktadır.

Bu riskin azaltılabilmesi için, kolluk tutanaklarının nesnel ve somut verilere dayalı şekilde düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle uyuşturucu maddenin ele geçirildiği anın ve ele geçiriliş şeklinin, mümkünse kısa video kaydı; bu teknik olarak mümkün değilse anlık fotoğraflama yoluyla kayıt altına alınması, suç vasfına ilişkin değerlendirmelerin daha sağlıklı yapılmasına katkı sağlayacaktır. Trafik denetimlerinde kullanılan yaka kamerası sistemlerine benzer bu uygulama, hem kolluk işlemlerinin şeffaflığını artıracak hem de sonradan yapılacak hukuki değerlendirmelerin isabetini güçlendirecektir.

Henüz kriminal inceleme tamamlanmadan, net uyuşturucu miktarı ve kişisel kullanım ihtimali açıklığa kavuşmadan yapılan erken nitelendirmelerin; tutuklama tedbirinden yargılama sürecinin tamamına kadar uzanan zincirleme sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle suç vasfının, kriminal tespitler ve yan deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmesi, ceza yargılamasının temel ilkeleri ve ölçülülük gereği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç

Uyuşturucu madde suçlarında suç vasfının belirlenmesi, yalnızca ele geçirilen maddenin miktarına indirgenemeyecek kadar çok boyutlu bir değerlendirme sürecini gerektirmektedir. Kolluk tutanaklarında yer alan daralı ağırlık tespitleri, yan delillerin yokluğu ve kriminal inceleme sonuçları birlikte ele alınmadan yapılan erken nitelendirmeler; TCK 191–TCK 188 ayrımının hatalı yapılmasına ve buna bağlı olarak özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle soruşturmanın ilk aşamasında kullanılan dil ve yapılan tespitlerin, ilerleyen süreçte doğurabileceği sonuçlar gözetilerek daha dikkatli ve nesnel bir yaklaşım benimsenmesi, hem adil yargılanma hakkı hem de ceza adaletinin sağlıklı işlemesi bakımından önem arz etmektedir.

Av. Mehmet Buğra Anıl

Anıl Hukuk & Danışmanlık

Uyuşturucu madde suçlarında kolluk tutanaklarının suç vasfına etkisi – Av. Mehmet Buğra Anıl, Anıl H
Uyuşturucu madde suçlarında kolluk tutanaklarının suç vasfına etkisi – Av. Mehmet Buğra Anıl, Anıl H